TURNER YILDIZ GİBİ PARLIYOR

TURNER YILDIZ GİBİ PARLIYOR

“X-Men: Apocalypse” tek bir hemen dahi çabuk tempo, arbede, takip, tahribat ve gerilimden vazgeçmeyen bir aksiyon. Serinin öbür filmlerinde meydana geldiği benzeri en oldukça başarılı yanı, aksiyonu öyküyle bütünleştirmesi. Bilhassa finaldeki mutantlar arası arbede sahnesinde hem bir öykünün geliştiğini hem bir temanın derinleştiğini rastlamak olası. Çocuk mutantlar arbede sahnelerinde olgunlaşıyor; güçlerini geliştirip birlik ruhunun kıymetini anlıyorlar. Yöneten Bryan Singer, evvelki filmde meydana geldiği benzeri yeniden bir Quicksilver sahnesinde, bu defa “Sweet Dreams” beraberinde harikalar yaratıyor. Sık Sık izlemek isteyebileceğiniz bir oyun alanı/sahne bu… Yeteneklerini geliştirmeyi öğrenen Jean rolünde Sophie Turner’ın bir yıldız benzeri parladığını da belirtelim… Rengarenk karakterleri ve ilgiye ölçüt büyüme öyküleri ile X-Men, şahsi olarak en sevdiğim süper kahraman serilerinden biri. Yepyeni film belki serinin en iyilerinden biri değil şayet benim düşünceme göre baştan sona keyif içinde izleniyor. Okumaya devam et “TURNER YILDIZ GİBİ PARLIYOR”

KAOSU SEYİRCİYE BİRE BİR YAŞATIYOR

KAOSU SEYİRCİYE BİRE BİR YAŞATIYOR

Paul Greengrass’ın öncelikli maksadı, iki saat süresince soluk nefese ilerleyen bir tempo yakalamak meydana geldiği amacıyla, filmin esasında bu çeşit sorunlar üstünde derinleşme talihi birçok yok. Atina’da polisin müdahale ettiği bir ihtarname gösterisi esnasında meydana gelen önce kovalamaca sahnesi, filmin aksiyon mantığını bir sürü sıkı özetliyor. CIA yasal ve yasadışı olmak üzere iki farklı koldan Bourne’u yakalamaya ya da öldürmeye çalışırken, o da bizzat tasarılarını kalabalıkta kaybolarak gerçekleştirmeyi tecrübe ediyor… Buna Bağlı Olarak, aksiyon sahneleri çoğunlukla kalabalığın ortasında geçiyor. Greengrass, bazen oyuncuların bakış açılarını izleyen, çoğunlukla yakın Okumaya devam et “KAOSU SEYİRCİYE BİRE BİR YAŞATIYOR”

Garip’lara özgürlük

Garip’lara özgürlük

TIM Burton bizzat temalarından, görüntü dünyasından vazgeçmeyen yönetmenlerden… Senaryoya imzasını atmaya sebep görmeden, çektiği her filmi bizzat dünyasının parçası yapabiliyor. Yalnızca görüntü atmosferiyle değil, hikâyenin özü itibarıyla da her filminde ‘burtonesk’ diyebileceğimiz bir hayat kuruyor. Aynı Ransom Riggs’in 2011’de yayımlanan romanından Jane Goldman’ın uyarladığı ‘Bayan Peregrine’in Garip Çocukları’nda (Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children) meydana geldiği kadar…
Aslında tanıdık bir öykü var karşımızda. Saklı geçitlerden muadil dünyalara geçtiğimiz ve orada yaşamının serüvenini hayatını sürdüren gençleri ifade eden fantastik filmlerden biri bu… 16 yaşlarındaki Jake (Asa Butterfield), dedesi Abe’in (Terence Stamp) son nefesinde söylediklerini izleyerek Galler’de yer alan, 2. Hayat Okumaya devam et “Garip’lara özgürlük”

AMAÇSIZCA SÜRÜKLENEN KAHRAMAN

AMAÇSIZCA SÜRÜKLENEN KAHRAMAN

Şatolarına kapanan vampirlerin aristokrasiyi temsil ettiği kesinlikle. Kentin içerisinde konuşlanmış Doğu Kalesi, öfkeli vampirlerden meydana geliyor. Kuzeyindeki Kalesi’nde ise “Yüzüklerin Efendisi”ndeki bilgili elfleri anımsadan sulhçu vampirler var. Vampirler filmde baştan sona savunmadalar. Kentin yoksullarını, muhacirleri ve fazladan da işçi sınıfını anımsadan Lycan’lar ise bir asker misali kaleleri fethetme tasarıları yapıyorlar… Film işçi Lycan’lar ya da aristokrat vampirlerin değil, klanların dışına çıkan kişi melezlerin tarafını tutuyor. Öykünün benim düşünceme yönelik fit yanı, ana karakter Selene’in belli bir süre amaçsız şekilde rüzgârın savurduğu yerlere Okumaya devam et “AMAÇSIZCA SÜRÜKLENEN KAHRAMAN”

Yeni nesil ajan filmi

Yeni nesil ajan filmi

Vin Diesel, 15 sene ardından yine Xander Cage rolüyle karşımızda… D.J. Caruso’nun yönettiği “Yeni Nesil Ajan: Xander Cage’in Dönüşü”(xXx: The Return of Xander Cage), aksiyonun hiç bitmediği muadil bir ajan filmi.
Xander Cage (Vin Diesel) ile 2002’de tanışmıştık. Ekstrem sporlara tutkun, adrenalin bağımlısı Xander, yeni bir ajan programına dahil olmak üzere oldu ve CIA yerine çalışmaya başlıyordu. Senaryonun güzel yanı, öykünün James Bond filmlerinin klişeleri üst kısmına yapılmış olmasıydı. Yeni filmin önce kısmında de Bond filmleriyle akrabalıklar rastlamak olası… Açılış jeneriğindeki müzik bunlardan biri. Toni Collette’in canlandırdığı Marke, önce izlenim itibarıyla Bond’un şefi M’i anımsadıyor… Becky’nin (Nina Dobrnesil) de Bond filmlerindeki Q Okumaya devam et “Yeni nesil ajan filmi”

İLGİYE ÖLÇÜT BİR FİLM

İLGİYE ÖLÇÜT BİR FİLM

Gerçekten de anlatılması gerekli olan bir hikâye bu. Şayet “Schindler’in Listesi” kıvamında bir film meydana geldiğini öne sürmek kolay değil. Polonyalı ve Almanların İngilizce konuş- masını bir tarafa bırakırsak asıl sıkıntı, filmin odağını tam anlamıyla belirleyememiş olması… Diane Ackerman’ın 2007 tarihindeki biyografik kitabından Angela Workman aracılığıyla uyarlanan senaryo, Nazi subayı Lutz Heck’in Antonina Zabinski’ye duyduğu cinsel ilgiyle Jan Zabinski’nin Yahudileri kurtarmak amaçlı gösterdiği gayreti paralel olarak anlatıyor. bu sırada, Yahudilerin içinde bulunduğu insaniyet dramını da pas geçmemeye çalışıyor. Şayet yan hikâye ve karakter bolluğu sebebiyle film anlattığı her şeyin üstünden süratle geçip gidiyor. Okumaya devam et “İLGİYE ÖLÇÜT BİR FİLM”

Nerede kalmıştık

Nerede kalmıştık

1990’lı senelerin fenomen TV dizisi “Sahil Güvenlik” (Baywatch) yepyeni bir sinema filmiyle karşımızda. Başrollerinde Dwayne Johnson ve Zac Efron’un oynadığı film, komedi ağırlıklı hafif bir macera.
1989’dan 2001’e civarı devam eden bir TV dizisi “Sahil Güvenlik”… Benzer başlık altında gerçekleştirilen üç farklı dizi ve TV-video pazarı amaçlı çekilmiş iki filmle beraber hayli fenomen bir marka… TV dizilerinin ciddiyet ve ağırlık kazandığı, sinema filmlerininse bilhassa yaz aylarında gittikçe hafiflediği bu şekilde bir dönemde yapımcıların aklına gelmesi şüphesiz şaşırtıcı değil. Okumaya devam et “Nerede kalmıştık”

AKSİYON BASKIN

AKSİYON BASKIN

Filmin en bir sürü ilgimi çeken yanı, 2073 senenindeki dünyanın fotoğrafları oluyor. İleri teknolojinin bakımsızlıkla birleştiği, kişilerin mouse yediği kalabalık ve fakir bir hayat bu… ‘Yedinci Hayat’, geleceği karanlık ve kalabalık bir koltuk olarak gören filmler aralarında kendine has akılda daimi imajlar yakalamayı muvaffak oluyor. Baskıyla yönetilen bir dünyadayız. Son Zamanlarda meydana geldiği benzeri güvenlik önde iştirak eden bir pazar. Zabıta şiddeti ise mühim meselelerden biri. Wednesday’in CAB’den kaçarken sokaklarda hayatını sürdüren yoksullardan aldığı dayanak akılda daimi… Şayet yöneten Tommy Wirkola, fikirlerden ziyade kaçma kovalemele, gerilim, aksiyon ağırlıklı bir film yapmayı seçim etmekte ve hedefine erişiyor. Okumaya devam et “AKSİYON BASKIN”

DEVLET OLMAZSA BATACAKLAR

DEVLET OLMAZSA BATACAKLAR

Büyükşehirlerde devletin inşa ettirdiği birbirinden güzel statları görüyoruz. Bunun yanında kamu kuruluşlarının spora verdikleri kritik bir dayanak var. Spor-Toto, Ziraat ve Milletçe Bankası benzeri resmi müesseseler da Ülker benzeri davranırlarsa düşüncesi dahi ürkütücü…
Bilindiği benzeri, Güvence, Turkcell, Fortis, Beko, Telekom, Avea benzeri şirketler bundan önce desteklerini çekmişlerdi. Tablo ortada. Yıldırım Demirören’in bu resimi gerçek açıdan görmesinde kocaman fayda var.Yine de heyecan ediyorum. Bu haberlerden daha sonra, Yıldırım Demirören’in Murat Ülker’i arayıp “Çayını içmeye geliyorum”deyip demediğini… Okumaya devam et “DEVLET OLMAZSA BATACAKLAR”

KIZLAR GÖZARDI EDİLİYOR

KIZLAR GÖZARDI EDİLİYOR

Bu konuyu şu sebeple vurgulama gereğini duydum. Pekçok meydanda yapılmış olan yarışlarda, sporcularımızın aldığı oldukça başarılı neticeleri çoğumuz duymuyor, görmüyor ve bilmiyoruz. Öncelikle de kızlarımızın beynelmilel meydanda aldıkları şampiyonluklar, kelimenin tam olarak güme gidiyor. Karate, Tekvando, atletizm, okçuluk, binicilik, sehpa tenisinde edinilen pekçok başarı ne yazıkki gündeme gelmek bilmiyor. Voleybol ve Basket Kadın Ulusal Takımları’nın başarısı ortada. Şampiyonluklara adlarını yazdırdılar. Çok kuvvetli ülke takımlarını yendiler… Kaçımız biliyoruz. Sıkıntı tek, bir başına basına kesilmek istenebilir. Benim Düşünceme Göre, basit sıkıntı bizim kafamızda ve olaya ne türlü baktığımızla bağlantılıdır. Okumaya devam et “KIZLAR GÖZARDI EDİLİYOR”