NAKİBZÂDE AİLESİ

NAKİBZÂDE AİLESİ

Mehmet Ali Öz, yepyeni yazdığı ve dağıtımı bir sonraki günlerde anlam edilecek meydana gelen “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Soy Kütüğü (Osmanlı Arşivi Vesikalarına Yönelik)” adlı kitabında bu dokümanların yanısıra ek olarak pekçok evraka yer veriyordu. Öz, Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım’ın babası Feyzullah Efendi’nin Selânik’in eskiyen ailelerinden “Nakibzâdeler”in üyesi meydana geldiğini ve 1857’de doğduğunu yazıyor.
Selânik’e ilişkin nüfus defterlerinde bulduğu kayıtlara yönelik Zübeyde Hanım’ın 17. asır şeyhülislâmı Feyzullah Efendi’nin, Mustafa Kemal’in babası Ali Rıza Efendi’nin de Selânik Mevlevihânesi’nin şeyhlerinden Ahmed Efendi’nin torunu meydana geldiğini anlam etmekte. Mehmet Ali Öz’ün, Atatürk’ün ebeveyn soyu ile ilgili ortaya çıkartıp yazdıklarının detaylarını Okumaya devam et “NAKİBZÂDE AİLESİ”

ARAFAT’TAN YARDIM İSTEDİLER

ARAFAT’TAN YARDIM İSTEDİLER

Kudüs Ermeni Patriği Torkom Manukyan, bunun üst kısmına Patrik İrineos’u Filistin Hükümet Başkanı Yaser Arafat’a yakıntı etti ve Padişah Abdülmecid’in 1852 tarihindeki fermanının yeniden uygulanmasını talep etti. “Fermanda Beytüllâhim Kilisesi’nin kapısıyla ilgili uygulamaların hiçbir biçimde değiştirilmeyeceği yazar. Filistin Kurtuluş Teşkilatı ile mukaddes mekânların yöneticileri aralarında 15 Şubat 2000 bugünü imza adan andlaşmanın dördüncü maddesi de bunun bunun benzeri olmasını öngörür”diyen Manukyan, Arafat’tan Rum Patriği’nin elindeki anahtarların alınmasını ve kilisenin kapısının önceden meydana geldiği benzeri yeniden Müslümanlar aracılığıyla açılmasını istek ediyordu. Mukaddes topraklardaki Katolikler’in ruhani Okumaya devam et “ARAFAT’TAN YARDIM İSTEDİLER”

Saraylar bize daima dert olmuştur, önceden saray hazinelerini dahi satmak istemiştik

Saraylar bize daima dert olmuştur, önceden saray hazinelerini dahi satmak istemiştik

Ankara’da yepyeni yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı, gündemin önce sırasını işgal etmekte. Saray konusu bizde daima polemik konusu olmuş, hattâ 1927’de Topkapı’nın hazinelerini piyasaya çıkartmış, Yıldız’ı da kumarhane yapmıştık.
Günlerden buyana, yepyeni yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı tartışıyoruz. Bu makalede sözkonusu tartışmalara temas etmeyecek şayet saraylarla alakalı meydana gelen ve şimdilerde unuttuğumuz bir yabancı hadiseyi yazacağım: 1927’de Fransa’ya Topkapı ve Dolmabahçe Sarayları’ndaki hazineyi mezatla satmak amaçlı yaptığımız resmî teklifin, hazinenin tesadüfen kurtulmasının şayet mücevherleri kasalara kilitleyip 24 yil süresince unutmamızın öyküsünü…
TÜRKİYE, günlerden buyana Ankara’da yepyeni yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı tartışıyor… Okumaya devam et “Saraylar bize daima dert olmuştur, önceden saray hazinelerini dahi satmak istemiştik”

İskoçlar yalnızca özgürlük maçı vermemiş, İslâmî cihad dahi açmışlardır

İskoçlar yalnızca özgürlük maçı vermemiş, İslâmî cihad dahi açmışlardır

Dünyanın gündemini işgal eden İskoçya’daki özgürlük mücadelesini biz kitaplardan değil, Mel Gibnihai’ın 1995’te çevirdiği “Cesur Yürek” filminden öğrendik. Şayet, İslâm dünyasına hitaben cihad dair kaleme alınmış en katı yayınlardan birinin de eskiyen ismi Ian Dallas, yepyeni adı Abdülkadir es-Sufi meydana gelen bir İskoçyalı’ya ilişkin olduğundan birçok haberdar değilizdir.
İSKOÇYA’da aylardan, yıllardan ve hattâ 2 buçuk yüzyıldan buyana süren “bağımsızlık”tartışması geçtiğimiz gün son nihai buldu ve İskoçlar, Birleşik Krallık’tan ayrılmamaya hüküm verdiler. Bölünme tartışmaları devam ederken konu ile ilgili anında herşey söylendiği ve tüm ihtimaller ile neticeler da meydana serildiği amaçlı burada birşeyler yazmama çoğalış sebep yok. Şayet referandum dışarısında bir konuda İskoçya’dan, ek olarak doğrusu ad ve inanç değiştiren bir İskoçyalı’dan bahsedeceğim… Okumaya devam et “İskoçlar yalnızca özgürlük maçı vermemiş, İslâmî cihad dahi açmışlardır”

Atina’ya cami inşasını tartışırken unutmayalım: Selânik Camii’ni bir ara erotik sinema yapmışlardı

Atina’ya cami inşasını tartışırken unutmayalım: Selânik Camii’ni bir ara erotik sinema yapmışlardı

Evliya Çelebi, onuncu hafta yepyeni bir cami inşasıyla gündeme iştirak eden Atina’daki ibadethanelerden söz ederken ilde 300 dolaylarında cami ve bir o civarı da kilise meydana geldiğini söyler. Ama, benzer Atina’da bu sabah ibadete açık bir bir cami dahi yoktur!
Yunanistan’da iktidara iştirak eden Syriza Partisi’nin Türk milletvekili Hüseyin Zeybek, “Atina’ya bir cami inşa edilmesi zamanının gelip de geçmiş olduğunu”ifade etti. Atina’da Osmanlı zamanından kalma camilerden biri ibadete açılacak olursa, Selânik’te bundan birden çok yil öncesine civarı süre gelen ve Hamza Beyefendi Camii’nin erotik sinema inşa edilmesi gibisinden kocaman bir ayıp bir nebze telâfi edilmiş olur. Okumaya devam et “Atina’ya cami inşasını tartışırken unutmayalım: Selânik Camii’ni bir ara erotik sinema yapmışlardı”

KARARIN ALTINDAKİ İMZA

KARARIN ALTINDAKİ İMZA

Bu bir parmak bal, erotik yer alan nihai filmi ile bir takım klipleri bu yil Mısır’da epeyce polemik oluşturan ve devlet sorunu duruma gelen Heyfa Vehbi’ye önce yayım yasağının konulması ve 1934’teki yönetmeliğin yine uygulamaya geçirilmesi ile Arapça’nın yanısıra ananesel Arap Musikisi ile ilgili da hasas meydana gelen muhafazakâr çevrelere “Bakın, kültürümüzü savunuyor ve musikimizin soysuzlaşmasının önüne geçiyoruz”mesajının verilmesinden ibaret…
1934 yönetmeliğinin esasında bizi de yakından ilgilendiren ama birçok bilmediğimiz bir tarafı vardır: Mısır Kralı Fuad, 1932 Okumaya devam et “KARARIN ALTINDAKİ İMZA”

PARALI MODELLİK ETTİ

PARALI MODELLİK ETTİ

Naime Padişah ailesi ile birlikte Cimiez’de bir apartman dairesinde yaşıyordu ve Matisse ile komşu idiler. 1941’de Padişah’ın o sırada 18 yaşında meydana gelen torununun güzelliği, ressamı mest etti ve Naime Padişah’ı binbir rica ile çocuk kızın kendisine modellik yapmasına müsaade vermesi amaçlı inandırma etti. Çocuk prenses, ressamın malikânesine yakınında yeniden Osmanlılar’dan meydana gelen akrabasından bir delikanlıyla gittikçe modellik edecek ve Matisse bu iş amaçlı para de ödeyecekti. Okumaya devam et “PARALI MODELLİK ETTİ”

Süleyman Şah’ın kemiklerini Tayyar Hoca toplayıp yerleştirmiş

Süleyman Şah’ın kemiklerini Tayyar Hoca toplayıp yerleştirmiş

SÜLEYMAN Şah Türbesi’nin geçtiğimiz hafta nihayetinde askerî mecburiyetlerden ötürü naklinin sonrasında çok birşey yazılıp bildirildi şayet mühim, hatta yayınlanmış meydana gelen bir hatıra, Diyanet İşleri’nin eskiyen başkanlarından Dr. Tayyar Altıkulaç’ın yazdıkları herkesin bakış açılarıyla kaçtı
Tayyar Hoca, türbenin Suriyeliler’in inşa ettiği barajın suları altında kalmaması amaçlı 1974’te Caber Kalesi’nden Karakozak’a nakli esnasında Diyatam olarak’in temsilcisi olarak vazife almış ve naklin detaylarını evvelki yıllarda yayınladığı “Zorlukları Aşarken” adlı hatıralarında anlatmıştı.
Önce, Tayyar Hoca’nın hatıralarından bir kısmı nakledeyim: Okumaya devam et “Süleyman Şah’ın kemiklerini Tayyar Hoca toplayıp yerleştirmiş”

HÜKÜMET KATILMADI

HÜKÜMET KATILMADI

1953’te fethin 500. yıldönümü idi, İstanbul’da çok hazırlıklar inşa edilmiş, fetih ve Fatih konusunda kitaplar çıkartılmış, kuşatma esnasında şehid meydana gelen askerlerden bazılarının mezarları bulunup restore edilmiş ve Fatih Padişah Mehmed’in gündemde olması amaçlı kocaman gayret gösterilmişti. Ama tüm bu etkinlikleri üniversiteler, dernekler ve gönüllüler yapmıştı; devlet işin içinde yoktu, çünkü fetih etkinliklerinin resmî bir biçim alması hâlinde ilişkilerimizin düzelmeye başladığı Yunanistan’ın “rencide olabileceğinden” kaygı ediliyordu. Okumaya devam et “HÜKÜMET KATILMADI”

Mars o kadar uğursuzdur ki, ihtimal dahi edemezsiniz

Mars o kadar uğursuzdur ki, ihtimal dahi edemezsiniz

Biz memlekette bambaşka işlerle meşgulken, NASA evvelki zaman Mars’ta suyun mevcudiyetini bilgisini verdi… Hemen sırada zamanında hikâyelere ve filmlere konu meydana gelen canlıların, başka bir deyişle Marslılar’ın gerçekten şuanki olup olmadığının yahut bir zamanlar gerçekten yaşayıp yaşamadıklarının ortaya çıkarılması var!
Mars’ı sizlere bir yabancı aracılığıyla, eskiyen devirlerin efsaneleri istikametinden anlatayım…
İnsanerkek çocuğu, Geçmiş zamanda “Merih” yahut “Mirrîh” dediğimiz Mars’ı her nedense berbat, uğursuz ve tam bir felâket tellâlı olarak görmüştür! Okumaya devam et “Mars o kadar uğursuzdur ki, ihtimal dahi edemezsiniz”