İstanbul sokağında timsah görüldü

İstanbul sokağında timsah görüldü

Fransa’da yol sokak arayıp bulduğum tanınmış peynir dükkânından itinayla seçip aldığım peynirleri, hanede personel hanım “Bunlar küflenmiş berbat de kokuyor” diyerek atmış. Ben bunları o kokuları sebebiyle küflerinin güzelliği buna bağlı olarak alıp haneye taşımıştım. İki şişe de Sancerre şarap getirmiştim peynirlerle beraber keyfini çıkarırım diye. Güzelim peynirlerimin atılmış meydana geldiğini anlayınca başımdan aşağıya kaynar sular döküldü benzeri oldum. Süratle çöküntüye girdim, odama kapanıp matemimi derin bir biçimde tutmaya başladım.
Ama ardından gazetenin haberini gördüm. İstanbul’un bir kısmında büyükçe bir timsah görülmüştü. Yakalamışlar ve hayvan barınağına teslim etmişler orada da onu beslemişler, bakmışlar. Haberi okur okumaz depresyonum geçti matemden çıkar benzeri oldum. Bizzat içerisinde esasen eğlenceli bir haberdi, bununla beraber ben hep Miami’de yaşıyor olmayı istemişimdir. Bu olamıyor ama hemen İstanbul’un Miami’ye dönüşmeye başlaması beni sevindirdi. Okumaya devam et “İstanbul sokağında timsah görüldü”

‘Arap Baharı’ndan ardından ‘Amerikan Baharı’ başladı

‘Arap Baharı’ndan ardından ‘Amerikan Baharı’ başladı

ARAP Baharı’nı gerçekleştirenlerin taktiklerini, uğraş taktiklerini aynen benimseyip Abd şartlarına uyarlayan bir davranış bugünlerde Abd’da büyük yangın alevi benzeri dağılıyor, ortalığı kasıp kavuruyor.
Arap Baharında meydana geldiği benzeri bunların da tam olarak bir amaçları yok; Twitter ve Facebook benzeri toplumsal basın tarafından örgütleniyorlar; saflarına toplumun her kesiminden birey katılıyor; hiç kimseyi dışlamıyorlar ve sayıları da her geçtiğimiz gün çığ benzeri büyüyor.
Neyi talep ettiklerini tam bilmiyorlar şayet neye karşı olduklarını bir sürü sıkı biliyorlar, aynı Arap Baharı’ndakilerin meydana geldiği benzeri.
Kapitalizme ve kapitaliste giderir, kullandıkları dil bir sürü kuvvetli bir biçimde popülist; olağan insanın sömürüldüğünü, ona haksızlıklar yapıldığını ve bunun sorumlusunun da zenginler meydana geldiğini haykırıyorlar. Okumaya devam et “‘Arap Baharı’ndan ardından ‘Amerikan Baharı’ başladı”

yi hayatını sürdürmek ve mutluluk

İyi hayatını sürdürmek ve mutluluk

TOLSTOY, Anna Karenina’nın tanınmış açılış cümlesinde, “Her sevinçli evlenme benzer şekilde mutludur, halbuki her huzursuz evliliğin kendine has mutsuzlukları vardır”demişti. Burada evliliklerin kendilerine farklı mutsuzluklar yaratmaktaki yaratıcılıkları sıkı bir şekilde vurgulanırken mutlu olmak kavramı hayli küçümsenmiş. “Aynı şekilde sevinçli olurlar”derken mutluluğun yakalanmasının pratik meydana geldiği varsayılmış, mutluluğun ne meydana geldiğini dahi tanımlamanın bir sürü pratik değil meydana geldiği unutulmuş. Sevinçli olmak, bizim sıkı yaşamayı arayışımızdan özgür değildir. “İyi yaşam şekli hangisidir” sualini bir an önce Sokrates sordu.
Sordu ve felsefenin tabiri caizse temelini kaydırdı. Bu sualle felsefe bizzat uğraşı meydanına uzunca seneler boyu boğuşacağı bir sorunsalı sokmuş oluyor. Sokrates üstünde düşünülmüş, bilgiyle çalışılmış bir yaşamın sıkı yaşam meydana geldiğini düşünüyordu. Bu sıkı bir tanım, bunu onay etmek gerekmektedir. Fakat evliliklerde bunun ne türlü uygulanabileceğini rastlamak Okumaya devam et “yi hayatını sürdürmek ve mutluluk”

Ayşe ile Ali’yi vefat korkusu ayırdı

Ayşe ile Ali’yi vefat korkusu ayırdı

YAŞIMIN icabı ve belki de hastanede refakatçi olduğumdan bir zamandır “ölüm korkusu”nu ve “ölümle yüzleşme” mevzusunu tutkuyla inceliyorum.
İlk öncesinde Sigmund Freud’un “Thoughts for he Times on War and Death; Our Attitudes Toward Death” başlıklı makalesini okudum. Ardından İrvin Yalom elimi tuttu da bu kocaman konu içerisinde kaybolmadan yolumu buldum.
Onun “varoluşçu psikiyatri” ve “güneşe bakmak, ölümle yüzleşmek” çalışmalarını notlar çıkararak okudum.
Tam bu konuya kendimi kaptırmışken Ali Taran ile Ayşe Özyılmazel’in boşanma haberi geldi. Biliyorum “Ne alaka?” diyeceksiniz şayet ben onların ayrılmalarının vefat korkusuyla başı etmede başka yaklaşımlarından kaynaklandığını tahmin ediyorum.
Aslında onların evlenmeleri ile ilgili da, ek olarak evlendikleri zaman geleceğini bildiğim boşanmalarında da yorum yapmamaya hüküm vermiştim. Okumaya devam et “Ayşe ile Ali’yi vefat korkusu ayırdı”

Laik mastürbasyon üst kısmına (bir monolog)

Laik mastürbasyon üst kısmına (bir monolog)

Benim mastürbasyon olarak tanımladığım bir laik söylem var. Bu ülkenin her mahaline yayılmaya başladı, aynı dünya tarzını paylaşan bir kesimin partner fikir sistematiği bu.
Sadece kendini tatmin etmeye yarayan, yabancı hiçbir değeri olmayan bir düşünceye sahip bu insanlar, bununla birlikte bizzat kendilerini hemen hemen paralize eden bir korku içindeler.
Onlara yönelik Türkiye’de iyiye giden hiçbir şey yok. Var meydana geldiğini görseler dahi, bizi beklediğini “gördükleri” ek olarak yabancı tehlikeler yakınında bunun pek ehemmiyeti olmadığını söylüyorlar.
Bunlar AK PARTI ve cemaati, çoğunlukla dindarları tespit edecek kalıplar içerisinde düşünmeye kategorize etmeye alışmışlar. Bunun dışarısında söz etmeye personel insanlar da onlara yönelik düşman.
Örneğin beni bir hainlik içerisinde görüyorlar. Onlara yönelik ben kendilerinin partner paylaştıkları nefret ve korku söylemini paylaşmadığım için hainlik içerisinde olmalıyım. Okumaya devam et “Laik mastürbasyon üst kısmına (bir monolog)”

Siyaset ve mizah

Siyaset ve mizah

Siyaset zamanı içerisinde mizahın kullanılması şahane olabilir şayet bu vaziyette başkalarının yazdığı espriyle adayın karşısındakini galip gelmesi birçok de harika olmuyor. Mizahı da sunileştiriyor bu çaba.
Maçıklşayet, akıllı bir beyin aracılığıyla yeri geldiğinde kullanılan kendiliğinden bir tabanca olmalı. Burada meydana geldiği benzeri eskiden yapılan ve başkaları aracılığıyla yazılan esprilerle izleyici önüne çıkılınca ben bu çeşit mizah girişimlerinin yapanın üzerinden akmaya başladığını görüyorum ve yazılmış mizahtaki zekâya gülsem de adayı mizah tarafından alkışlayamıyorum.
Bu milletçe her Allah’ın gecesi yatmadan öncesinde 3 farklı kanalda 3 komedyenin bir grup çalışmasıyla yazılmış esprilerle birbirlerini yenip reyting alma gayretine maruz kalıyorlar. Okumaya devam et “Siyaset ve mizah”

Hangisinin Türkiye’sini seçim ederdiniz

Hangisinin Türkiye’sini seçim ederdiniz

BENCE bu ülkede politik etki tarafından hakikaten kocaman meydana gelen 2 basın mensubu var.
Birbirleriyle tamamıyla zıtlar. Birinin görüşlerine tamamıyla katılırım, diğerinkinden ise uzak durmaya çalışırım. Ama 2’si de kocaman ve etkililer.
Hayat tarzları, hayata yaklaşımları, insan ilişkilerindeki tavırları ve yeniliklere açıklık tarafından birbirlerinden tamamıyla çeşitli meydana gelen bu 2 basın mensubu, birbirlerinden hiç hoşlanmadılar.
Bu 2 basın mensubu Güvenilir Çölaşan ve Mehmet Ali Birand.
Biri hep çağdaş hayatın içerisinde oluyor. Dünyayı hep takip edildi, hep öğrendi, hep kendini yeniledi. İnsani ilişkileri son derece narin, farklılıklara saygılı, ötekini hep anlamaya çalışmış. Liberal düşünceyi bizzat yaşamının her meydanına süzmüş, özümsemiş; eleştireceği süre saygılı bir lisan kullanmış, vatandaşları kırmaktan çekinmiş. Empatili, dünyayı seyrettiği Okumaya devam et “Hangisinin Türkiye’sini seçim ederdiniz”

Entelektüel Armageddon

Entelektüel Armageddon

İŞLER iyiye gidiyor, hepten sıkı olacak diye kendimizi kandırırken kocaman bir yıkıma gerçek gitmekte olduğumuzu gözden kaçırabiliyoruz. Esasında evrensel dünyaya özgü meydana iştirak eden problem Türkiye’de katlanarak artmaya ve dehşet veren ebat almaya başladı.
Çağımızda beyinlerde bir gerileme görünüyor, fakat bunun Türkiye’deki hızı dünyadakinin iki-üç katına erişti. Beyinlerin sıfırlanma noktasına gerçek gidiyoruz. Ben bunun için entelektüel Armageddon diyorum.
Amerika problemi farklılık etti, sinyalleri çaldı ve Başkan Obama beyinleri kurtarmak amaçlı BRAIN (beyin) ismini verdiği projeyi başlattı. Okumaya devam et “Entelektüel Armageddon”

Alo, orası tımarhane mi

Alo, orası tımarhane mi

MEĞER Ülkemiz’de ne civarı bir sürü Mısır ve İhvan uzmanı varmış da bizim haberimiz yokmuş. Memlekette keşke onlar civarı Ülkemiz uzmanı da olabilseydi de ekranlarda konuşan insanlardan her gece israrlı ve hiç durmadan salvo şeklinde deli saçmaları duymasaydık…
En evrensel olarak Arap dünyasından fena takdirde sıkıldığım amaçlı onlarla hayatım süresince birçok ilgilenmedim. Bu övündüğüm bir yanımdır. Bir ülkenin benim ilgimi çekebilmesi amaçlı başkentinde olmazsa olmazlarım şunlardır: En azından 10 tane muadil rock gece takımı, stand-up komedi kulüpleri, onlarca dekoratif tasarlanmış alkol dükkânı -ayrıca bunların 24 saat süresince da açık olmaları gerekiyorgenelkurmay, şarap tadımları, etkin bir fetiş seks kültürü, yeniden etkin meydana gelen en azından 200 ya da üstünde dominatrix, fenomen kültür, gece yaşamı ve hayat ile ilgili yazan politikaya hiç girmeyen en azından üç lokal dergi, marihuanaya bağımsızlık istemeyi yaşamlarının en mühim ve bir politik eylemi olarak gören bir gençlik, onların boş parklar mahaline rock konserlerinde bir araya gelmeleri… Okumaya devam et “Alo, orası tımarhane mi”

El Kural’ye Ülkemiz operasyonu

El Kural’ye Ülkemiz operasyonu

Usame bin Ladin’i ameliyatta öldüren Amerikan Navy Seal 6’ncı kulübü, Somali açıklarından sahile yüzerek çıktı. Amaçları Eşşebap teşkilatının Kenya saldırısını planlayanlardı. 1/2 saat ile 45 dk arası süreceği ve oranla pratik geçeceği tasarılanan bu baskında, hedeflenen gerçekleşmedi. Nihayetinde Navy Seal özel ameliyat timi geriye çekildi. Onlar hedefi öldürdüklerini izah ettiler ama bu kanıtlanmadı. Az zaman öncesinde El Kural’yle birleşmiş meydana gelen Eşşebap örgütü Ülkemiz’ye dinamit benzeri azalması gerekli olan bir izah inşa etti ve ameliyatın İngiliz özel operasyon askerleri ile Türkler aracılığıyla gerçekleştirildiğini ifade etti. Onlara göreTürk meydana geldiği söylenen bir özel harekâtçı ise yaralanmıştı. Bir zaman öncesinde Mogadişu’daki büyükelçiliği Eşşebap aracılığıyla basılmış meydana gelen Ülkemiz ise anında bir izah inşa ederek bu iddiayı yalanladı. Okumaya devam et “El Kural’ye Ülkemiz operasyonu”