Herkes işlek capcanlı


Herkes işlek capcanlı

HER yil koşarak katıldığım bir hediye töreni GQ diyebilirim. Zira yalın, elit ve özenli. Öyle onlarca hediye verilmiyor. Saatlerce sürmüyor. Başlıyor ve tadında sona eriyor. Durum bu şekilde olunca “Gidemedim ama webten izleyeyim” diye açmaya hazırlanıyordum ki sağ olsun davete katılanlar bu ihtiyacımı giderdi. Hediye merasimindeki tanınmış kişiler Instagram üzerinden işlek bağlantı uygulamak amaçlı birbiriyle yarıştı. Beren Saat’in konuşması, Cem Yılmaz esprileri, Sulh Arduç, Mehmet Aslantuğ’un “Kimler geldi kimler geçti ama karizma bende” duruşu ve Kıvanç Tatlıtuğ’un heyecanına tamamıyla partner oldum Instagram’daki işlek yayınlarda. Işlek yayınlarda iştirak eden yorumları okuyabiliyor ve seyirci sayısını görebiliyorsunuz. Yayınlarda “O hangi hediye töreni?”, “Hangi kanalda yayınlanıyor?”, “Ne dergisi? Ismini ilk defa duydum”, “Neden Sulh Arduç var Elçin yok. Elçin de hediye alsın” Okumaya devam et “Herkes işlek capcanlı”

Bizim sanatçıların kırmızı durumu fobisi

Bizim sanatçıların kırmızı durumu fobisi

Hepiniz biliyorsunuz, Hollywood starlarının tek tek gelip arz-ı endam ettiği kırmızı halı seremonisini. Her 10 adımda bir poz verip röportaj yaptıklarını. Menajerlerin ve basın danışmanlarının poz verdirmek ve röportaj yaptırmak amaçlı koltuk gösterdiklerini.
Ama bizim ünlülerimizin kırmızı halı fobisi var. Onlara hiçbir zaman öyle bir birşey yaptıramı- yorsunuz. Hayır organizasyonu yapan istese dahi (ki isteyemezler) bizzat basın danışmanları ve menajerleri sormaya korkar. Giyiniyorlar, süsleniyorlar, hazırlanıyorlar şayet arka kapılardan, hemen yan kapılardan salona giriyorlar. Hediye alacaklarsa kulise saklıca girip sahneye çıkıyor, ödüllerini alınca da yeniden arka kapılardan kaçıyorlar.
Güzel hazırlanmışsınız. Oldukça Başarılı modacılarımız var, onların kıyafetlerini giyiyorsunuz, takılarını takıyorsunuz. Şu Şekilde kırmızı halıdan bir geçin anlatın, bir harika konuşun. Ne Amaçla bir çok kez medyadan kaçıyorsunuz? Okumaya devam et “Bizim sanatçıların kırmızı durumu fobisi”

Islak imza

Islak imza

Aldığı 3 puanla bu sezonun şampiyonluk yolundaki en mühim galibiyetine imzasını attı. Hem Bir de koşarak hem bir de formasını ıslatarak. Fenerbahçe bu galibiyetle hem bir öncülüğün verdiği en dik motivasyonu eline geçirmiş oluyor hem bir de ne civarı mukassi bir aşama geçirirse geçirsin safları sıkıştırdığında kocaman birlik meydana geldiğini herkese anımsattı.
Maçın bütününe baktığınız süre, Trabzonspor’un Umut ve Colman’ın şutu dışarısında bir bir pozisyonu yok. Ek Olarak doğrusu 18 çizgisine dahi girerken üstlerinde olağanüstü Lugano, Bilica, Cristian baskısı hissettiler. Fenerbahçe’nin topa çok katı oyunu karşısında Alanzinho ve Selçuk benzeri yaratıcı ama fizik tarafından fit futbolcuların birçok talihi yoktu. Fakat şu var. İlk yarının en başında Alanzinho’nun yarattığı fakat ofsayt olarak kesilen pozisyon hemen yan hakemin hışmına uğramasa, dünkü oyun çok ek olarak farklı olabilirdi.
Maçı çözen Alex ve Güiza ikilisiydi. Alex çok ender topla buluşurken, birden fazla topu da alışılmamış biçimde Okumaya devam et “Islak imza”

Vay canına


Vay canına

Bir yatıştırmaya 90 dakikadır. Dün mücadelede öyle. Şayet Fenerbahçe-Denizli mücadelenini 45 dk olarak duyuru ediyorum. İlk yarıyı yok sayıyorum. Üstelik hiç yaşanmamış. O yüzden laf etmeye de değmez.
Eğer yağmur varsa çoğunlukla mücadelenin 2. yarıları bir sürü pratik değil olabilir. Balçık sebebinden futbol yerine pek bir birşey göremezsiniz. Geçen Gün tam dersi oluyor. İlk yarıda Fenerbahçe adeta pırıl pırıl bir alan, dümdüz zemin ve fıstık benzeri bir havada oynuyormuş gibiydi. O yüzden ilk 45 dakikayı heba etti. İkinci yarıda da dank etti. Balçığa yönelik oynadı. O civarı perişan ve patates ya da pirinç tarlası bir alanda bu civarı fazla yüksek seviyede bir uğraş etmek ve efor sarf etmek öyle pratik bir birşey değil. Fenerbahçe geçen gün 2. yarıda en üst seviye futbol oynamayı başarmıştı. Korkunç bir uğraş, benzersiz sabır, ısrar, soluk tüketme ve hiçbir zaman karşılaşmayı bırakmama başka bir deyişle ne ararsan tümü Fenerbahçe’de vardı. Alex’in olmaması ise ilk defa bu Okumaya devam et “Vay canına”

G.Saray’ın dik kalitesi

G.Saray’ın dik kalitesi

ÖNCELİKLE şunu ifade etmek kural. Galatasaray bu karşılaşmayı hakkıyla kazandı. Alın teraziyi iki kulübü koyun. Bir kilo ile 20 kilo aralarında ne civarı farklılık varsa iki takım aralarında o civarı farklılık vardı.
Beşiktaş bir sürü koşan, mücadeleyi hiç bırakmayan bir ekip. Şayet şu var. Ligde bu tarzıyla tabiki yönetim edebilir, kazanabilir. Ne var ki G.Saray benzeri bir takımla oynarken kaliteye de gereksinimi olması gerekmektedir. Bu da Beşiktaş’ta yok. Yalnızca Fernandes var. Onun da yalnızca dörtte biri oynadı. Elbet ki bunun yetmesi mümkün değil. Hatta maça hemen hemen 1-0 yenik başlıyor. Otomatikman her birşey altüst oluyor. Sonunu getirememesi de normal. Bu görüntüde Beşiktaş amaçlı Almedia olmazsa olmaz olarak meydana çıkıyor
Galatasaray önce 25 dk Manchester’da oynanan yatıştırmaya ile hemen hemen benzer düzeydeydi. Müthiş oynadılar. Melo hemen hemen olağanüstüyü yakalıyordu. Her yerde o vardı. Fatih Terim Hocam Burak’ı kenara alarak mühim bir atılım yapmıştı. Zira Burak’ta, Umut ve Elmander’de meydana gelen pres ve stress gücü yok. Önde basmayı amaçlayan Okumaya devam et “G.Saray’ın dik kalitesi”

HINCAL ULUÇ’TAN EN KISA BÜYÜK YORUMU “BİİİİİİİİİP”

HINCAL ULUÇ’TAN EN KISA BÜYÜK YORUMU “BİİİİİİİİİP”

?Fenerbahçe Teknik Patronu Aykut Büyük’ın teknik adamlık yeteneklerinin en bir sürü eleştirildiği bir dönemde konuyu geçtiğimiz hafta bir takım basın mensubu arkadaşlara sormuştuk. Gürcan Bilgiç ve Altan Tanrıkulu, Büyük’ın halen Mourinho yeteneklerinde meydana geldiğini düşünürken, Serdar Ali Çeliker kendisine inanmadığını belirtmişti. O zaman, ben de Hıncal Uluç’u aradım.
Aynı suali ona da sordum. Telefonu açtı ama konserde meydana geldiğini ifade etti. Ben konserin az aralarında suali sordum. Kendine özgü gülümsemesinin sonrasında “Biiiiip, biiiip” diye konuştu. Ve telefonu kapandı. Ardından tekrar denedim, telefon kapalı çıktı.
Acaba bu bir cevap mıydı, yoksa şaka mıydı derken elbette ki yazmadım. ‘Biiiip’ diye cevap mı olur? Olabilir da bu sözün yazılmasını arzu eder mi? Arada dinamit olmak da vardı. Bir de Hıncal ağabeyle uğraşmak elbette ki. Haliyle yazmadım. Okumaya devam et “HINCAL ULUÇ’TAN EN KISA BÜYÜK YORUMU “BİİİİİİİİİP””

En berbat takımız

En berbat takımız

Bu yatıştırmaya gösterdi ki Avro 2016’nın en berbat kulübü biziz…
Acı şayet hakikat bu…
Zaten alana defolu çıktık… Allah aşkına birisi bana söylesin… Beyaz-turkuaz karmaşık bir takım forması… Kara şort ve kırmızı konç… Türk Ulusal Kulübü’nın forması bu mu?..
4-5-1 oynayarak kalemize otobüs çekmeyi varsaydık… Şayet anında hemen bir otomobil gol yedik. İspanyollar’ın yaşamı, kilitli korumaları aşmakla geçmiş… Bizi mi geçemeyeceklerdi?.. Bir Sürü da huzurlu geçtiler…
Stoperlerimizden bir tanesi ortada saha, bir tanesi sol bek… Koskoca Ülkemiz’de stoper bulamıyoruz. Bu çocuklarla da bir yere civarı… Hırvat mücadeleninde iyiydiler; geçen gün ise patladılar.
Başlangıçta Ramos’un topla çıkışlarının ehemmiyetini bilerek, önlerinde hat oluşturduk, engellemeye çalıştık. Şayet İspanyollar’da futbolun elli rengi var… Oyun içerisinde bir bir sürü kez sistem değiştirebiliyorlar. İlk 5 dk baktılar, ardından çözdüler. Biz de anında çözüldük… Okumaya devam et “En berbat takımız”

Fiyatlar altında da sörf yaptırıyor

Fiyatlar altında da sörf yaptırıyor

Ülkemiz, Çin ve Hindistan’dan ardından dünyanın en bir sürü altın isteyen üçüncü ülkesi. Zaman zaman üçüncülüğü AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI ile paylaşıyor. Fakat altın son vakitlerde finansal ürün olarak yeniden ön sıraya çıktı. Tüm emtia maliyetleri düştü ama altın maliyetleri yükseldi. Altın adeta gelecekteki enflasyondan korkan ve ona karşın savunma için mevduat yapılmış olan ya da doları olması gerektiği kadar emniyetli bulmayanların yöneldiği müstakil bir ücret ünitesi benzeri. Arkasında rastgele bir ekonomi, ülke, banknot matbaası yok. Bu da altına meydana gelen finansal isteği yükseltiyor. Altın 2007’den ardından 2009’da yeniden 1.000 dolara çıktı. İşte bu yıldızı parlayan emtiayı Ülkemiz bir sürü az miktarda üretiyor. Asıl ihtiyacını ithalatla karşılıyor.
Ekonomiye katkı- Son aylardaki rakamlara bakınca Ülkemiz altın ithalatını bırakmış; tam gaz ihraç etmekte. Her ay aşağı yukarı 15 ton altın ithal ederken geçen senenin ekim ayı içinde bir ton, kasım ayı içinde 15 kg ve aralık Okumaya devam et “Fiyatlar altında da sörf yaptırıyor”

Bu kent ciğeri kedilerden dahi pek seviyor

Bu kent ciğeri kedilerden dahi pek seviyor

Gaziantep ve Mardin’den ardından Urfa’yı yazmamak olmazdı. Güneydoğu gezisinde oraya da uğradık, yemeklerini yedik. Fakat yazmaya hüküm verememiştim. Zira zorluklarla karşılaşmıştım. Rehbere “Urfa’da kebap yiyecek koltuk var mı?” diye sorduğumda, bozulmuştu. Yanıt dahi vermedi. Ama sorumun bir haklılığı vardı. Öncesinde yazmamaya hüküm verdim. Fakat tam Bu arada dostum Mehmet Saraç’ın Urfa yiyecek kültürünü bir öykünün çevresinde anlattığı kitabı “Canlarına Değsin” yayımlandı. Okuyunca ve benzer zorluğu bu şehre gidecekler de hayatasın diye yazmaya hüküm verdim.
TURİST OLMANIN ZORLUĞU: Urfa geçmişteki kültürüne paralel zengin bir mutfağa sahip. Güneydoğu yemeklerinin vazgeçilmezleri biberin başka bir deyişle isotun, patlıcanın ve sadeyağın favori burada üretiliyor. Ama bu mutfak ticarileşmede benzer başarıyı gösteremiyor. Urfalılar nerede, ne yiyeceklerini gayet iyi biliyorlar. Ama dışarıdan Okumaya devam et “Bu kent ciğeri kedilerden dahi pek seviyor”

Bu yıl ne civarı bir sürü daralma geliyor olacak yıl o civarı bir sürü büyüme


Bu yıl ne civarı bir sürü daralma geliyor olacak yıl o civarı bir sürü büyüme

Bu da geçen seneki 741.8 milyar dolardan 138.4 milyar daha noksan. Ya da yüzde 18.6 aşağısında. Krizin ulusal gelirde son üç çeyrekteki yarattığı zarar bu.
Çift haneli daralmadan buraya gelinmesi ve içerisinde bulunduğumuz dönemde ekonominin canlanma izlerinin çoğalması Türkiye’nin bir yıl devam eden resesyonu atlatmakta meydana geldiğini gösteriyor. Başka Bir Deyişle yüzde 3.3 daralma bu krizde göreceğimiz son daralma rakamları olacak.
Ekim ayı endüstri imalatının yüzde 6.5 çoğalması, kasım ayı içinde otomotiv imalatının sıçraması, ihracatın yüzde 1.5 çoğalması, cereyan tüketimindeki yüzde 1.2 yükseliş, kredilerin yüzde 2.8 büyümesi canlanmanın işaretleri.
Aralık ayı içinde ise çalışılan zaman sayısı 4 zaman pek olacak. Hem Bir bundan hem bir de geçen aralık ayının düşük bir takım sebebiyle endüstri imalatında, ihracatta ve buna bağlı olarak büyümede en bariz gelişmelerin yaşanacağı ay olmaya aday. Okumaya devam et “Bu yıl ne civarı bir sürü daralma geliyor olacak yıl o civarı bir sürü büyüme”