Hep aklımda kalacaksın

Hep aklımda kalacaksın

O dünyaya geldikten 1 yıl ardından Atatürk gözlerini yaşama yumdu.O sokaklarda oynarken ikinci Hayat Savaşı’nın son dönemleri görünüyor, Almanlar bir bir mevzi kaybediyordu. Şayet o, farkında dahi değildi..1913 senesinde Osmanlı Ordusu’na çağrılan ve 10 yıl ardından Ülkemiz Cumhuriyeti askeri olarak dönen dedesinin Kafkas Cephesi, Çanakkale Savaşı, Kurtuluş Savaşı hikayelerini dinledi.
Çok haşarıydı, şakaları bazen dozunu aşardı. Ata bner, cirit oynar, gözünü budaktan esirgemezdi. Bu yüzden üç defa ayağı kırıldı. Nihayetinde da kesildi. O sıralar Ülkemiz bir sürü partili döneme geçmiş, Menderes iktidara gelmişti. 23 yaşında evlendiğinde eşi Saliha artık 15 yaşındaydı. Kayınpederi imzasını vererek evlenebilmişti. Bir yıl ardından Menderes hükümeti darbeyle yıkıldı. Ülkeyi askerler yönetmeye başladı.Darbe sonrasında ortaya konulan Ulusal Takım Komitesi’nin başına çalışma süresini tamamlamış yani emekli Genelkurmay Başkanı Cemal Gürsel getirildiği amaçlı bir takım dostları ona “Gürsel” ismini taktı.. Okumaya devam et “Hep aklımda kalacaksın”

Teknolojiye ayak uyduranlar kazanır

Teknolojiye ayak uyduranlar kazanır

Basri Başalp, Coşkun Karaca, Mustafa Yılmaz, Çetin Akkaya ve Bedri Çıtır..Çoğunuz bu adları tanımazsınız.. “Kim bunlar” diye de sorabilirsiniz?Söyleyeyim. Beşi de İzmir’de işadamı ve beşi de ihracatçı.. İzmir’in, Türkiye’nin ihracatını artırıp ülkeye döviz girmesi amaçlı çabalayan binlerce insandan yalnızca 5 örneği..
Biri metal işiyle, diğerleri tekstille uğraşıyor. Coşkun beyefendi damatlık, Mustafa beyefendi genç abiye, Çetin beyefendi kumaş, Bedri beyefendi gelinlik-abiye üretip satıyor. Ve işlerinde de güzel bir hale gelmişler..Kendileri ya da aileleri Anadolu’nun bir köşesinden kopup İzmir’e gelmişler.. Hepsinin muvaffakiyet hikayesi çeşitli farklı ama partner noktaları bir sürü çalışmak, işinin en başında durmak, yepyeni pazarlar aramak. Okumaya devam et “Teknolojiye ayak uyduranlar kazanır”

HALKLA İÇ İÇE PROGRAM

HALKLA İÇ İÇE PROGRAM

İzmir Televizyonu, TRT Müzik Kanalıyla TRT Radyosu Türkü Kanalı’nda aynı zamanda işlek yayınlanan ‘Gönül Bağı’ isimli bir yazılım inşa ediyor..Türk Milletçe Müziği’ne gönül verenleri ekran en başında topluyor.15 gün içerisinde bir salı bugünü akşamı saat 20.00’de başlayan yazılım bir saat boyunda en iyi milletçe müziği ezgilerini her yaştan izleyicisine sunuyor.Sunuculuğunu, TRT İzmir Radyosu sanatçısı Ali Çakar inşa ediyor. Seyirciyle ateş gibi bir diyalog kuran Çakar, en iyi sesleri programında ağırlıyor.
Yapımcılığını Sevim Dalgıç ve Gaye Tilki’nin üstlendiği “Gönül Bağı”yazılımı, bir senedir en bir sürü izlenen önce 100 yazılım arasına sık sık girerek rekor da kırdı.TRT’nin yayındaki 13 televizyonu aralarında İzmir’den bir bir Okumaya devam et “HALKLA İÇ İÇE PROGRAM”

İzmir’in zarar kitabesi

İzmir’in zarar kitabesi

İzmir, zamanında Bizans İmparatorluğu’nun mühim liman şehirlerden biriydi. İlk Türk amirali Çaka Beyefendi aracılığıyla fethedildi, onun vefatından ardından tekrardan Bizanslılar’ın eline geçti.Aydınoğlu Umur Beyefendi, İzmir’i 1328’de 2. defa fethetti. Ancak şehir, 1344’te Venedik, Cenova ve Rodos birliklerinden meydana iştirak eden Hıristiyan donanması aracılığıyla geriye alındı.
Sahil, Rodos Şovalyeleri’nin, İzmir’in iç kısımları ise Müslümanlar’ın idaresindeydi.1402 senesinde Ortada Asya’dan iştirak eden Buyruk Timur, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid ile yaptığı Ankara Savaşı’nda galip geldi. Okumaya devam et “İzmir’in zarar kitabesi”

Müridlerin canı cehenneme

Müridlerin canı cehenneme

Teslimiyet ve aidiyetlerin damgasını vurduğu bir çağda yaşıyoruz.Oysa yaratıcılığın söyleyeceği söz tükenmedi ki!Şayet hemen hakikaten yepyeni sözler ifade etmek vakti ise!Gelsin yepyeni sözler!Belli ki kocaman bir mesai verilerek derlenmiş hayret verici, eğlendirici, eğitici bir sergi! Sergiyi dolaşırken içimin heyecan ile dmeydana geldiğini, “milli galeri’den” dışarı çıktığımda puslu semana alan okuyacak civarı ışıl ışıl bir ruh şeklinde meydana geldiğini anımsıyorum. O sıra dışı yaratıcılık herhalde bakmayı, görmeyi alim herkesi kucaklayabilecek bir haleye dönüşmüş olmalı…
Serginin başlığı “Geçmişle Dans”idi. Ama belki de ek olarak çarpıcısı kocaman İspanyol yaratıcısının şu yargısı: “Müridlerin canı cehenneme, mühim meydana gelen söyleyecek sözü olanlar!”Picasso, çağdaş dönemin en göz etkileyici sanatçısı. Harika Sanatların nerede ise her kapsamında yapıt vermiş. Şu Şekilde ifade etmek de mümkün: Pablo Picasso belki de tüm zamanların en bir sürü üreten sanatçılarından. Hem Bir zanaat hayatı, hem bir de tüm Okumaya devam et “Müridlerin canı cehenneme”

Kutsal nohutun pırıltısı

Kutsal nohutun pırıltısı

Topik’in malzemesini Ortadoğu ve Anadolu Uygarlıkları’nın mukaddes yiyeceklerinden meydana gelen nohut oluşturur. Ancak uzunca ve meşakkatli hazırlığı meydana gelen topik, çoğalış evlerinde yapılamıyor. İstanbul’un Kurtuluş mahallenindeki şarküterilerde eskiyen usul ve lezzette hazırlanıp satılıyor. İstanbullu Ermeni ailesinde 31 Aralık akşamı yılbaşına bir-iki dk kala hanedeki ışıklar söndürülür, yepyeni yıl amaçlı dualar edilir. Saat 24.00’ü vurduğunda yepyeni seneye dualarla girilir ve ışıklar yakılır. Yepyeni seneyi tebrik etmek amaçlı Ermeni erkekleri haneden çıkar. İş yerlerine giderler. Senenin bereketli geçmesi amaçlı eşiğinde nar kırarlar. Eşiğine saçılan nar taneleri arzu edilen bolluğu simgeler. Okumaya devam et “Kutsal nohutun pırıltısı”

CHAO PHYA’DA SUPER TOSCAN ŞARAPLAR

CHAO PHYA’DA SUPER TOSCAN ŞARAPLAR

En üst, başka bir deyişle roof katında bir Fransız restoranı var. Paul Bocuse, Nouvelle Cuisine, 1970’lerde yeri yerinden oynatan mutfak hareketinin peygamberi, Fransız, Lyon’lu vedet bana yurtdışındaki en güzel Fransız restoranı demişti: Normandie için! Ne süre Bangkok ufukta gözükse Bocuse’u hatırlar, on kere “Thai Mutfağı”yedi isem bul verip bir de Bocuse seferi yaparım. Bu defa bir sürpriz olmasın mı? Çoğalış beni anımsayan Normandie ekibi, “Annie Foldie burada” diye haber veriyor. “O da kim?” diyeceksiniz. Foldie Hanım aslen Fransız olmakla Okumaya devam et “CHAO PHYA’DA SUPER TOSCAN ŞARAPLAR”

ANFORA TRIO CHARDONNAY RESERVE 2007 Pamukkale

ANFORA TRIO CHARDONNAY RESERVE 2007 Pamukkale

Şarap ‘küresel durgunluktan’ ne türlü etkilenecek?” Şarapla alakadar olan, seven, içen ve tabiki yapan her biri çok heyecan etti. Kriz sürat kesmeye ne sebeple oluyor. Dünyanın önde iştirak eden gazete ve dergileri birdenbire 25 doların altındaki favorilerini listelemeye başladı. Listeleri snobe etmek kimsenin haddi değil. Neden arzu eder hayır, arzu eder şer olsun, netice son tüketici amaçlı faydalıysa, orada durmak gerekir. Yükseklerde bulunan “şampiyonlar ligi şaraplarının” ne türlü etkilendiği ise farklı bir konu. Asırlardır oluşmuş kalitelerinin zaafa uğraması ihtimali her şarap sevdalısını üzdü. Çok şükür öyle olmadı. Mühim müzayedeler istisnai başarılara oyun Okumaya devam et “ANFORA TRIO CHARDONNAY RESERVE 2007 Pamukkale”

Taşlı tarlanın şöhretli asilleri

Taşlı tarlanın şöhretli asilleri

Bunga Bunga Yarımadası’nın bir öbür ismi da “bin cumhuriyettir”. Bin adet cumhuriyet kaç adet şarap eder? İnsan ne süre İtalya’yı dolaşsa aklına bu sual düşüyor! Yanıtı çizmenin her köşesine dağılmış irili ufaklı bağlardadır!
Üzerimizde ılık bir yaz güneşi… Rönesans taşrasında 1950’li senelerin berrak, kendini Mussolini mimarisinden sıyıramamış avlunun huzurunu yudumluyoruz. Sebastiano Rosa ile tadımdayız. Kadehlerimizde şuanki İtalyan Şarapçılığı’nın efsanesi: Sassicaia. 24 ay Fransız meşe fıçılarda dinlendirilmiş, bir 6 ay da şişesinde… Aroması kırmızı meyveler, damakta ise zengin ve zarif! Karşımızdaki mütevazı çocuk erkek “Rönesans İtalya’sı bin cumhuriyetinden” kalma bir ailenin vitrini. Hem Bir önolog, hem bir yönetici, Marki’nin torunu… Okumaya devam et “Taşlı tarlanın şöhretli asilleri”

Şarapta boğdurulmuş yılan balığı

Şarapta boğdurulmuş yılan balığı

Burası özel bir koltuk. Milyonlarca birey amaçlı. Yüzlerce senedir. Bakın, pratik bir birşey değil. Limitsiz ve inanılmaz bir iktidar! Ek Olarak doğrusu: Rekabete açık olmayan, şaşırtıcı bir terkip. Bazen son zamanlarda, 21. asır dediğimiz, kavramların erozyonda eridiği aralıkta “bu güç” ne türlü ayakta? Şaşırıyorum. Halbuki temel. O gücü vehmedenlerin kafalarında sual meydana gelmediği müddetçe iktidar zaafı oluşmuyor ki!
Vatikan’dayız. Burası, papaların makamı. Mezhebi her halükarda “Hıristiyanlar” amaçlı özel bir koltuk. Yüzlerce seneye yaslanan, git gelli, uslu ya da fırtınalı geçmişi değişim yarattı mı? Güvenilir değilim. Peki, papaların “şahısları” makamın gücüne etki etti mi? Vatikan’ın bir evvelki “patronu” hayat genelinde bir şöhretti. Bu ne Okumaya devam et “Şarapta boğdurulmuş yılan balığı”