BEYAZ TAVŞAN KİM Kİ

BEYAZ TAVŞAN KİM Kİ

İşte burası Alice Harikalar Dünyası olmalı… John Le Carre meraklısıyım ya. Karşıdaki devasa kuleyi atlamak olanaksız. Sovyet Rusya’nın tanınmış Dışişleri Bakanlığı… Bir binanın içinden koridor koridor kıvrılarak geçiliyor. Bu bir kestirme olmalı? Ve dedektörler bizi yokluyor. Son asansördeyiz. Çatı katına tırmhatıralıyor. Asansör hazirunu tarassutta. “Bu da kim ola” bakışı… İçeri giriyoruz. Ama hele durun, giremiyoruz. Ek Olarak değil. Kapıdaki şahsiyetin bizi süzmesi… Ardından ihtişamlı ciltli rezervasyon defterini karıştırması. Bu elzem arazi tatbikatı 10 dk ediniyor. O esnada sakin durmalısınız. Nihayetinde mesut an: Her canlının da bunu tadacağını sanmam. Kapıdaki mezalime takılıp da burayı hesaplı aşevi sanmayasınız. Burası dünyanın en güzel lokantalarından birisi. Kapıda öyle yazıyor. Hani bizim Mehmet Gürs 50’ye yaklaştı diye sevindirik

oluyor idik. Hatırlayasınız. İşte burası, White Rabbit başka bir deyişle Beyaz Tavşan ek olarak yenilerde 23’üncü olmuş. O bilinen listeyi biliyorsunuz. Dünyanın en güzel elli restoranı mevzuu. Her neyse biz çoğalış içerideyiz… Elhamdülillah ! İçerisi bir sürü fiyakalı olma beyanında bir rüküş…
White Rabbit şarap listesine bakıyorum. İlk aklıma iştirak eden şu… Paris’teki bir zamanlar Taillevent’ının efsanevi kavından farkı yok. Elhak bu işi iyi bilen biri hazırlamış. Alıcılar de nasıl dans edeceklerini farkında olmalılar… Mutfak terkibi ne türlü mı? Öyle ya, dile pratik, hayat 23’üncüsü olmuş burası. Öncesinde yerel malzemelerin en iyileri ile yola koyulmuşlar. Akabinde da global avantgarde eğilimlerle yoğrulmasıyla tarif olunmuş.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir