KİRAZ ÇİÇEKLİ PİLAVLAR

KİRAZ ÇİÇEKLİ PİLAVLAR

Geçen mart ayı nihayetinde, birden çok konuşma inşa etmek üzere Tokyo’dayım. Orada kalırken çabuk trene atlayıp Kyoto’ya gitti idim. Biliyor musunuz, eskiyen Japon başkentinin anında hemen yarısı nüfusu çiçek açan ağaçları seyretme turlarında idi. Hakikaten de o ağaçların toplanmış takdirde oluşturdukları peyzaj seyre değerdi… O benzersiz güzellikteki çiçekli ağaçlar bayram yeri yaratmıştı. Ortalık nitelik ve doğanın başrolde meydana geldiği bir nevruz şiirine çevrilmişti. Biz de gittik, tavaf ettik. Kiraz çiçeği, pilav sofralarında da noksan kalmadı.
Dedi idik ya: İstanbul Boğaz Yamacı’nda kiraz ağaçlarının yamacındayız… O zaman orada aşçıların İstanbul’dan

Japonya’ya uzandığı Doğu temalı bir vedadayız. İstanbul’da yıllardır personel yakın arkadaşım Gerhard Struger Münih’e gidiyor. Bizim kente yıllarca sevgi ile sadık kaldı. Umarız iyi bir Bavyeralı olacak…
Önümüzde sevgi ve coşkuyla derlenmiş mutfak var. Kâh o coğrafya, kâh ötekine savrulmak işten değil ve güzel. 4 yanda, 5 farklı pilava rastlıyorum. Bir yanda pilavlar, öbür yanda da pirincin başrolde meydana geldiği bir kültür. İnsana arzu eder istemez şu suali sorduruyor: Pilav ve pirinç benzeri yeryüzündeki anında her biri amaçlı bilindik bir malzeme ve benzer şeyi konuşamamanın güçlüğü… Ve benzer şeyin içerisine hapsolmamanın cazibesi… Ne civarı alaka çekici!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir