ÇAMLICA PAŞASI

ÇAMLICA PAŞASI

Araştırmalar “ağız tadımızın”çocuklukta belirlendiğine işaret etmekte. Annenin hamilelikteki tercihlerinin, bilhassa de önce altı ayın doğacak genç üstünde son sözü söylediği kanısı yaygın. Öyle ya da böyle; bizzat adıma şunu sıkı biliyorum: Çamlıca’daki hanede annemin babaannesine civarı uzanan “kesin ve sarsılmaz bir kadın nüfus ve hâkimiyeti”vardı. Bir Sürü şımartılan bir genç olarak, bilhassa “hanımağaların kahve seanslarını”kaçırmazdım. “Ben de istiyorum” talebimle, anneannem, “Ona da bir paşa kahvesi yapılsın”diyerek son sözü söylerdi. Çocukluğum “paşa kahvesi” deyim olunan, mebzul suyla inceltilmiş, şekerli, anlamsız kahveleri içerek geçti. Ortalıkta “kumpas” falan da yoktu esasında, paşalara reva görülen bu zulmü tanımlamak kabil değil… O günler üzerimde kazınamaz bir iz bıraktı. Bu Sabah ne süre “Kahveniz ne türlü olsun”diye sorulsa, “Sade” diyorum. Buraya civarı tamam, normal. Ancak devamı var. Siparişi sahaya bir de “tembih” seansı: “Telveli olsun, fal bakılacak benzeri…” Geçen senenin önce

ayı içinde da istisnai bir kar yağmıştı ya, gün benzeri hatırımda: Küçücük bir cemaat, “Türk kahvesi” aşkına Sultanahmet’e koşuşturmuş. Konseri takiben ev sahibesi Merve Gürsel ve gecenin kraliçesi Emma Shapplin’e “Çamlıca hikâyesini”anlatıyorum. Yerlere yatıyorlar. Elbette ikisi de zarif, nazik kadınlar; çocukluğumdaki “tombik ve saftorik” halimle eğlenmiyorlar… Konser yorgunu Emma Shapplin’in güzel bir ses rengi var, salon öyle ki büyülenmiş. Dedim ya, Türk Kahvesi ve Kültürü Denetim Derneği faydanına tertip etmiş bir gece bu, dışarısı bembeyaz. Koskoca ilde yaşamın duruverişini bir kenara bırakırsak, atmosfer büyülü bir masal benzeri. Müridi olduğum Arkeoloji Müzesi’nden yukarıya tırmanmışım, Topkapı Sarayı’nda “bir taşım keyif”sergisi açılışı amaçlı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir