YİTİRİLMİŞ CENNETLER

YİTİRİLMİŞ CENNETLER

Ertesi zaman akşamüstü “Rahmi Beyleri” beklemetabir. Davranış saati vermiş. Ben de söyledim ya, esasen Alman usulü eğitilmişim. Netice şu: Söylenen saatten 1/2 saat öncesinde hazırlıklı, turlamadayım. Öyle ya, ne olabilir ne olmaz… İnsanın iş kuvvet olmadan avarelik yapması lüks bir iştir. Çevreye bakınır, öğrenirsiniz. Bulunduğum koltuk, Pierre’in önü. İzmir’i bilmeyenlere diyelim: “Pierre, Körfez’in alameti farikası.”Her nasılsa telef olmamış bir 19. asır manzumesi. Büyük Ihtimal gümrük, depolar, acente ve ofisler amaçlı binalar… Uzunca süredir restorasyonda. Bitince harika olacak. Şimdiden belli… Önümde uzanan caddenin adı Mimar Kemaleddin Caddesi. Ne diye? Zira, karşın köşedeki binaları Kemaleddin Beyefendi yapmış. Bizzat Vedat Beyefendi ile beraber, 1. Milli Yapı Dönemi’nin mühim imzası… 1920’li senelere civarı uzanan bir cereyan. İzmir’in kadirşinaslığı ne civarı harika…

Nihayet vakit tamam. Yola koyuluyoruz. İzmir’i en az alim benim. Meraklı ve arsız çocuklar vardır. Bul vermezler. Onlar benzeri soruyorum: “O ne, bu ne?” Vasıtanın içerisinde bulunan tolerans tavan. Her Biri cevaplıyor. Kimse “Artık bir huzur ver”demiyor… İstikamet Bornova… Sokak üstü Yazı Oktay’ın heykelini de tavaf ediyorum. Bu istisnai Galatasaraylıya “dördüncü yıldız”sözü verince vasıta karışıyor. Hoşgörünün kırmızı çizgisi orada… Sağ sol Ülkemiz manzaraları: Anlamsız ve hoyrat imar vaziyetleri… Bornova’ya gelişimiz yeşilden belli… Çevre, milletimizin tutkun meydana geldiği sitelerle bezeli. Bir zamanların kocaman bahçelerine tecavüz halindeler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir