HAS BEKÇİLER

HAS BEKÇİLER

Şu Japonlar Tokyo’da Zaha Hadid’e “Hadi canım sen de”diye yol verdi ya. Daha da gam yemem. Gelin açık açık söyleyelim. “Tombik çıplak!”Sakın feministler “sexism” falan demesinler. Birincisi bu lafın aslı “Kral çıplak!”. Başka Bir Deyişle egemen erkek amaçlı tasarlanmış. İkincisi, muradımız tabiki yalnızca “Irak asıllı tombik mimar”değil.
O bu hata teşkilatının en popüler siması: Bilinen mastürbasyon ekolü paranızla sizin hayat alanınızın ortasına “kuş konduruyor”. Global tüketim kendine yepyeni bir oyuncu kadrosu buldu ya: “Mimarlar”.Bu “detone kumpanyaya” dahil olmak üzere olmanın karayolu anlamsız ve ters çığlıklar atmaktan geçiyor. Göze batmaya görün. Sonrasında hepten yaman: Her birşey mubah. Dur durak yok.Karşıda söz edecek bir tepegöz mü? Hele geçiniz…
Uzun süre daha sonra ilk defa Tokyo’da kırmızı kart gördüler. Japonlar “Madame Hadid”e parasını dahi ödemiş Okumaya devam et “HAS BEKÇİLER”

ÇAMLICA PAŞASI

ÇAMLICA PAŞASI

Araştırmalar “ağız tadımızın”çocuklukta belirlendiğine işaret etmekte. Annenin hamilelikteki tercihlerinin, bilhassa de önce altı ayın doğacak genç üstünde son sözü söylediği kanısı yaygın. Öyle ya da böyle; bizzat adıma şunu sıkı biliyorum: Çamlıca’daki hanede annemin babaannesine civarı uzanan “kesin ve sarsılmaz bir kadın nüfus ve hâkimiyeti”vardı. Bir Sürü şımartılan bir genç olarak, bilhassa “hanımağaların kahve seanslarını”kaçırmazdım. “Ben de istiyorum” talebimle, anneannem, “Ona da bir paşa kahvesi yapılsın”diyerek son sözü söylerdi. Çocukluğum “paşa kahvesi” deyim olunan, mebzul suyla inceltilmiş, şekerli, anlamsız kahveleri içerek geçti. Ortalıkta “kumpas” falan da yoktu esasında, paşalara reva görülen bu zulmü tanımlamak kabil değil… O günler üzerimde kazınamaz bir iz bıraktı. Bu Sabah ne süre “Kahveniz ne türlü olsun”diye sorulsa, “Sade” diyorum. Buraya civarı tamam, normal. Ancak devamı var. Siparişi sahaya bir de “tembih” seansı: “Telveli olsun, fal bakılacak benzeri…” Geçen senenin önce Okumaya devam et “ÇAMLICA PAŞASI”

Turba avcısı çekik gözler

Turba avcısı çekik gözler

Dünyada her geçtiğimiz gün malt viski meraklıları artıyor. Bu lüks bir alışkanlık. En kocaman alıcıları da Asyalılar. Gerçi ben öyle olacağını seneler öncesinde bir İskoçya seyahatimde öğrenmiştim…
Malt viski altın çağını yaşıyor. Bu hal şu ya da bu coğrafyaya özgü değil. Bütün yeryüzünde her geçtiğimiz gün, malt meraklıları artıyor. Ve bu ahali gittikçe yükselen bir heves ve coşkuyla gözünü İskoçya’ya dikiyor. Kulaklarını yepyeni haberlere kabartmış, beklemedeler, “Daha yabancı neler var?”diye… Biliyor musunuz, bu günlerin geleceği çoktan belliydi. Nereden?
Trendsetter’lardan başka bir deyişle moda önderlerinden… “Modern zamanların”burnu en güzel koku alanlarından. Okumaya devam et “Turba avcısı çekik gözler”

Uykuluk vakti Haliç kıyısı

Uykuluk vakti Haliç kıyısı

İstanbul’u en güzel ifade eden yazarlardan birisi, haydi itiraf edeyim; benim amaçlı favori Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Tanpınar’ın “Beş Şehir”de sunduğu Bursa ya da Erzurum tabloları benzersizdir… Ama bana sorarsanız o esasında bir İstanbul yazarıdır. Zira Ahmet Hamdi yalnızca gördüğünü tespitle yetinmez. ‘Yaşanmış olanı’ her çeşitli detayıyla yine kurar ve bu eski-yeni dünyayı sizlere emanet ediverir. İçine girip tadını çıkararak yaşayasınız diye…
Şayet artık Nuran ile Boğaz’da dolaşmadıysanız, İstanbul’u olması gerektiği kadar tanıyamadınız derim…Lütfen şuna bir kulak verin. Tanpınar’ın “Huzur” rombir an önce, Nuran’ın dayısı barbunyanın sofraya ne türlü geldiğini anlatıyor: Okumaya devam et “Uykuluk vakti Haliç kıyısı”

KİRAZ ÇİÇEKLİ PİLAVLAR

KİRAZ ÇİÇEKLİ PİLAVLAR

Geçen mart ayı nihayetinde, birden çok konuşma inşa etmek üzere Tokyo’dayım. Orada kalırken çabuk trene atlayıp Kyoto’ya gitti idim. Biliyor musunuz, eskiyen Japon başkentinin anında hemen yarısı nüfusu çiçek açan ağaçları seyretme turlarında idi. Hakikaten de o ağaçların toplanmış takdirde oluşturdukları peyzaj seyre değerdi… O benzersiz güzellikteki çiçekli ağaçlar bayram yeri yaratmıştı. Ortalık nitelik ve doğanın başrolde meydana geldiği bir nevruz şiirine çevrilmişti. Biz de gittik, tavaf ettik. Kiraz çiçeği, pilav sofralarında da noksan kalmadı.
Dedi idik ya: İstanbul Boğaz Yamacı’nda kiraz ağaçlarının yamacındayız… O zaman orada aşçıların İstanbul’dan Okumaya devam et “KİRAZ ÇİÇEKLİ PİLAVLAR”

BEYAZ TAVŞAN KİM Kİ

BEYAZ TAVŞAN KİM Kİ

İşte burası Alice Harikalar Dünyası olmalı… John Le Carre meraklısıyım ya. Karşıdaki devasa kuleyi atlamak olanaksız. Sovyet Rusya’nın tanınmış Dışişleri Bakanlığı… Bir binanın içinden koridor koridor kıvrılarak geçiliyor. Bu bir kestirme olmalı? Ve dedektörler bizi yokluyor. Son asansördeyiz. Çatı katına tırmhatıralıyor. Asansör hazirunu tarassutta. “Bu da kim ola” bakışı… İçeri giriyoruz. Ama hele durun, giremiyoruz. Ek Olarak değil. Kapıdaki şahsiyetin bizi süzmesi… Ardından ihtişamlı ciltli rezervasyon defterini karıştırması. Bu elzem arazi tatbikatı 10 dk ediniyor. O esnada sakin durmalısınız. Nihayetinde mesut an: Her canlının da bunu tadacağını sanmam. Kapıdaki mezalime takılıp da burayı hesaplı aşevi sanmayasınız. Burası dünyanın en güzel lokantalarından birisi. Kapıda öyle yazıyor. Hani bizim Mehmet Gürs 50’ye yaklaştı diye sevindirik Okumaya devam et “BEYAZ TAVŞAN KİM Kİ”

Geometrik hata

Geometrik hata

YETERSİZ trafik tertip etmeleri sebebinden tehlikenin kol gezdiği yerlerden biri de Eyüp Güzeltepe Semti… Bölgedeki ilköğretim okulunun etrafında sinyalizasyon meydana gelmediği amaçlı onlarca öğrenim gören, karşıdan karşıya geçerken riziko altında kalıyor, her zaman feci bir talihsiz kaza yaşanmasından korkuluyor.
Doğal olarak öğrenim gören velileri endişeli. Aileler, bir an öncesinde tedbir alınmasını, okulun etrafına sinyalizasyon yapılmasını istiyor. Esasında görevliler problemi çözmek amaçlı bir takım adımlar atıyor şayet tabiri caizse gerçek atılım yapılmıyor. Ne Türlü mı? Gelin bütün ayrıntıları mahalle sakinlerinden öğrenelim…
“Aylar süresince, Eyüp Belediyesi’ne, Megakent’e müracaat ettik, acelelikle tedbir alınmasını istek ettik. Megakent Okumaya devam et “Geometrik hata”

Ada’mı çıldırtırlar

Ada’mı çıldırtırlar

Ada’ya giden tekneler, İstanbulluyu canından bezdirdi. Minik tekneler yoğunluğu taşıyamıyor. Bilhassa de hafta sonlarında… Hıncahınç yolculuk yapan yurttaş, eskiyen vapurları istiyor.
NE süre ki Ada vapurları seferden çekilip yerlerine tekneler konuldu, İstanbulluların başkaldırısı da başladı. Aylardır Ada yolcuları feryat etmekte. Küçücük teknelerde tıklım tıkış yolculuk yapıyoruz, ısıtma sistemleri gerçek düzgün çalışmayan teknelerde donuyoruz, üzerine üstlük güvenlik önlemleri de eksik diye… Teknelerle yolculuk inşa etmek zorunda kalanlar eskiyen vapurları talep ediyor talep edilmesine ama görevliler geriye hamle atmıyor. Yurttaş da bu teknelerde ne kocaman sorun yaşadığını göstermek amaçlı çırpınıp duruyor. Bu gördüğünüz görüntüleri, bir Ada yolcusu, 27 Şubat tarihli yolculuğu Okumaya devam et “Ada’mı çıldırtırlar”

Bir aksilik var

Bir aksilik var

Taksicilerle alakalı şikayet yağıyor desek yeridir. İstanbullular, az uzaklık amaçlı seyahat almayan, kaba davranan, elinden telefonu düşürmeyen, yasak tanımayan taksicilerden dert yanıyor.HEP söylediğimiz bir birşey var… Taksiciler haklı olarak korsandan şikayet etmekte, yöneticilerin kritik tedbirler almasını talep ediyor ama hiç ‘Ben nerede yanlış yaptım’ diyen, iğneyi belli bir süre da kendine batıran yok. Tabiki korsan taksiciliğin hiçbir mazereti olamaz. Tabiki korsan, taksici esnafının emeğini çalıyor. Ama bir takım taksiciler de öyle yanlışlar inşa ediyor, İstanbulluya öyle işkence çektiriyor ki yolcuları tabiri caizse bizzat elleriyle korsana itiyorlar. Tam iki senedir bu sütunlarda taksicilerle alakalı yakıntılara koltuk veriyoruz. Okumaya devam et “Bir aksilik var”

Küçüksu Bilmecesi

Küçüksu Bilmecesi

BİR zamanlar şehrin en popüler mesire yerlerinden biri durumda olan Beykoz Küçüksu Çayırı göz yönelik göre elden gidiyor. Çayırın başına gelenler, saymakla sona erecek benzeri değil. Gelin çayırın ne türlü bir acımasızlığa kurban gittiğini kısacası hatırlayalım…Önce Boğaziçi, sonrasında da Fatih Padişah Mehmet Köprüsü’nün imalatı esnasında şantiyeye dönüştürüldü, nebat örtüsü kocaman oranda tahrip oluyor. Yetmedi, bir de çayırda İETT garajı inşa edilmesi amaçlı iş başlatıldı, Anadoluhisarı sakinleri ayaklanınca bu projeden vazgeçildi, ama durumda olan kesilen onca ağaca oluyor… Tüm şunlar yetmiyormuş benzeri çayır, Küçüksu Deresi’nin ıslahı esnasında bir defa ek olarak şantiyeye çevrilmesin mi! Elbette Okumaya devam et “Küçüksu Bilmecesi”