Avrupalı dostlar

Avrupalı dostlar

GEZİ Parkı sürecinin “çözüm süreci”ne karşın sürdürülen kontra ameliyat meydana geldiği tezi, yabana atılacak bir sav değil. Olaylara, yalnızca park üzerinden değil, tüm yurda dağılan eylemler üzerinden baktığınızda ve bir takım liberal entelijansiyanın 21 Mart’tan beri takındığı “çözüm süreci karşıtı” tutumunu hatırladığınızda, çıkan olayların “Tayyip istifa!” civarı “çözüm süreci”ni de amaç tahtasına koyduğunu rahatlıkla anlarsınız.
Gezi Parkı vakalarıyla tetiklenen bir takım politize Alevi gruplar “çözüm süreci”ni bir Kürt-Türk Sünni birlikteliği olarak okuyarak, bu birlikteliğin Aleviler amaçlı bir sürü riskli neticeleri olacağına inandırılmışlardı. Acı hatıralarla şekillenmiş bir kimliğin karşın koymakta zorlanacağı bir yönlendirmeydi bu. (Ek Olarak birden çok zaman öncesinde, Almanya destekli Alevi dernekleri Köln’de kocaman bir miting düzenlediler. “Yavuzun torunu” dedikleri Başbakan’ı istifaya çağrı ettiler.) Okumaya devam et “Avrupalı dostlar”

İslam Konferansı’na sabotaj mı

İslam Konferansı’na sabotaj mı

Kürt politik hareketi, Abdullah Öcalan’ın 21 Mart 2013 Nevruz’unda belirttiği dinamiklerden hareketle bir konferans aranjman gereksinimi duydu. Bu yazının yayınlandığı zaman ve ertesinde Diyarbakır bir İslam Konferansı’na şahitlik edecek. BDP ve KCK, inançlı Kürtlerle arasına giren mesafeyi en “demokratik” yerinden bir İslam sunumuyla aşmayı umuyor. Öcalan’ın vizyonu bunu gerektiriyor. Anımsanacağı benzeri, bu coğrafyayı tanımlayan en kocaman partner paydaya değinen, İslam kardeşliği vurgusu içerir bir metni okunmuştu Öcalan’ın.
Fakat o da ne? İslam konferansı açılışı konuşmasını yapacak birey olarak belirlenmiş ad İhsan Eliaçık olmasın mı?
Yani bu coğrafyanın içinde bulunduğu İslam anlayışına hem bir zihinsel hem bir duygusal olarak kritik biçimde karşın meydana gelen bir kişlik, meri İslam pratiklerine karşın geliştirdiği yorum farkını politika inşa etmek amaçlı kullanan bir yazar/aktivist. Okumaya devam et “İslam Konferansı’na sabotaj mı”

Elektrik ağını izlediğimiz ve yönettiğimiz sistemi yedekledik

Elektrik ağını izlediğimiz ve yönettiğimiz sistemi yedekledik

Enerji Bakanı Taner Yıldız, tercih bugünü cereyan kesintisi olmaması amaçlı her tedbiri aldıklarını ifade etti. Ekiplerin devamlı araştırma yaptığını vurgulayan Yıldız, cereyan ağını takip edildikleri SCADA’yı yedekleyecek sistem hazırladıklarını kaydetti
Türkiye cereyan kesintileriyle sınandı. 31 Mart’taki kocaman cereyan kesintisi sistemin ne türlü çalıştığını, ne benzeri rizikolar yer aldığını hepten mühim duruma getirdi. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Kazakistan’a yaptığı ziyaret kurulunda Enerji ve Elbette Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın da yer aldığını yardım talep etti çevresini sardık ve kafamıza takılanları sorduk. Okumaya devam et “Elektrik ağını izlediğimiz ve yönettiğimiz sistemi yedekledik”

Teamül

Teamül

CUMHURIYET HALK PARTISI’li Haluk Koç, yaptığı bir açıklamada Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın devlet kurma görevini CUMHURIYET HALK PARTISI Evrensel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na vermesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Anayasa’mıza, oturmuş usullere ve demokratik teamüllerimize göre Cumhurbaşkanımız, hükümeti kurma görevini Cumhuriyet Milletçe Partisi Evrensel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na sunmak zorundadır. Tersi istikamette bir tutum, ulusal isteme karşı kocaman bir saygısızlık ve otorite gasbı oluşturacaktır.”
Haluk Koç, Anayasa’ya atıf yapmış. Ama yasa metninde Cumhurbaşkanımız’nın devlet kurma görevini hangi partiye vereceğine konusunda bir tanım yok. Teamül, en bir sürü oy meydan partinin milletvekiline verilmesinden yana. O hükümeti kuramazsa 2. sıradaki en bir sürü oy meydan partiye vazife vermesi de kanuna ilişkili bir zorunluluk değil, teamül. Bu mantıkla Erdoğan, devlet kurma görevini AK Parti’ye dahi sunmak zorunda değildi. Okumaya devam et “Teamül”

KCK’nın rüyası ve geç iştirak eden aydınlanma

KCK’nın rüyası ve geç iştirak eden aydınlanma

Selahattin Demirtaş’ın DTK’nın toplantısına atıfla sarf ettiği sözler, 7 Haziran öncesi sazına ve sözüne çokça itibar edenlerin bile huzursuz olmasıyla sonuçlandı. “Belki Kürtlerin müstakil devleti de olacak, federal devleti de, kantonları da, özerk bölgeleri de…”şeklindeki cümleleri ve DTK toplantısından çıkan hükümler, HDP’ye gösterilen alaka ve sevgi denizinin sona erdiği yer oldu.
DTK açıkça hendek politikanını destek verdi. Batıda Yaşayan bağlamda “demokratik” bir özerklikten bahsetmiyor; aradığı “totaliter özerklik”.
Yargı sisteminin de mevzubahis totaliter otonomluk vaziyetine yönelik yine düzenlenmesini talep ediyor. Milletçe Okumaya devam et “KCK’nın rüyası ve geç iştirak eden aydınlanma”

Mehmet Görmez: Sığınmacı sözleşmesi yetmiyor, acıma sözleşmesi lazım

Mehmet Görmez: Sığınmacı sözleşmesi yetmiyor, acıma sözleşmesi lazım

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tesis sebebi, devletin inanç sahasını denetleme hedefiydi. Bu sebeple olsa sebep Diyanet İşleri Başkanı’nın bu niteliğiyle yurtdışına çıkması dahi yasaktı bir zamanlar. İbrahim Bedrettin Elmalı, 1965’te Tunus’a gitmeye hüküm verdiğinde hükümet krizi oluyor. Kabine, “Elmalı sarığı ve cübbesi ile yurtdışı ziyareti yapabilir mi?”diye uzunca uzun ağız dalaşına girdi. Nihayetinde “Tamam gitsin” dediler ama çağın basını o kadar kirli bir kara kampanya yürüttü ki Elmalı’dan anında yurda dönmesi istendi. Elmalı dinlemedi ve görevden alındı.
Başta Almanya olmak üzere yurtdışına yüklü gurbetçi akını gerçekleştiğinde zorunlu olarak esnedi yasaklar. Fakat o zaman dahi Diyanet İşleri Başkanlığı örgütünün hizmet alanı “soydaşlar”la sınırlandırılmıştı. AK Parti iktidara geldikten bir zaman hemen ardından, 2004’te, bu tarif “dindaşlar”olarak değişti ve gittikçe “insanlığı” içeren bir alan olarak tanımlandı. Okumaya devam et “Mehmet Görmez: Sığınmacı sözleşmesi yetmiyor, acıma sözleşmesi lazım”

İsveçli bilim adamları

İsveçli bilim adamları

Böyle bir klişe var, bilinen. Arada bir kimsenin heyecan etmediği yaşamsal olmayan konuları kanıt eden bilim insanlarına deniliyor. Belirtileri çoğunlukla son derece neşeli oluyor. Hiç unutmam, bir keresinde “havalimanına yakın olanların ek olarak göbekli olduğunu”kanıtlamışlardı. Bilgi şöyleydi: “Ünlü araştırmacı Charlotta Eriksson’ın da arasında yer aldığı bir grup İsveçli araştırmacının tezine göre; havaalanı yakınlarında ses 5 desibel ek olarak dik oldu- ğundan buralarda oturanların beli 1.5 cm ek olarak kalın oluyor. Stockholm’de hayatını sürdüren 5 bin birey üstünde yapılmış var olan deneyin neticeleri Environmental Health Perspectives’te de yayınlandı.”
Yine yapmışlar yapacaklarını ve bu defa “AKP”nin hiç de demokrat olmadığını kanıtlamışlar. Okumaya devam et “İsveçli bilim adamları”

Mükemmel liberaller

Mükemmel liberaller

TÜRKİYE’den az bir zaman dahi uzakta kalmak bana hiç yaramıyor çoğalış.
Yanlış anlamayın, memlekette meydana gelen biteni hemen izlemekte çoğalış gayet elbette ki bir sıkıntı yok. Şayet işin berbat yanı ben Ülkemiz yanında bulunduğum ülkenin fikir hayatındaki gelişmeleri tartışmaları da izlemeye başlıyorum.
Ve bir zaman ardından bizzat ülkemdeki düşünme süreçlerinin ne amaçla bu şekilde çarpılmış meydana geldiğini global standartları olması gerekli olan bir takım fikirlerin misak-ı ulusal sınırlarından içeriye girer girmez ne türlü olup da bu şekilde çarpılabildiğini, aslıyla hiç alakası olmayan duruma getirilebildiğini sorguluyorum.
Tarihimizde bu, muhafazakârlık ve toplumsal demokrasi düşüncesinin başına geldi. Bu kavramlarla yeryüzünde çeşitli Okumaya devam et “Mükemmel liberaller”

Siber savaş

Siber savaş

İSRAİL’in İran’ın nükleer tesislerine bir siber saldırı tertip ettiğini duyduğumdan itibaren siber savaş dünyasını öğrenmeye çalışıyorum. Yepyeni onay edilen Kırmızı Kitap’ta siber savaşın da ayrı bir bölüm olarak koltuk alması, ilgimin zamanlamasının bir sürü da yerinde meydana geldiğini ispatladı.
İsrail’in yaptığı söylenen si-ber saldırıda, “Stuxnet” adı verilen bir solucan, İran’daki nükleer tesisin PC sistemine yollanmış. Bu virüs, saldırdığı sistemleri ya bozuyormuş ya da geriletiyormuş. Hatta saldırılan taraf bozulmayı göremiyormuş, her şeyi normal sanıp çalışmayı sürdürüyormuş. Saldırılarda puan atışlar yapılmadığından benzer virüs bununla birlikte Hindistan ve Çin’i de vurmuş.
Çin’e siber saldırı olması birçok tesadüf değilmiş benzeri geldi bana. Zira Çin bilhassa 2001 seneninden itibaren Abd aracılığıyla en riskli siber düşman olarak görülüyor. Okumaya devam et “Siber savaş”

YARATICI KARŞI ÇIKIŞ

YARATICI KARŞI ÇIKIŞ

Özellikle gençler, yepyeni karşın çıkma yönetmeleri bulmak zorunda kalacaklar. Zira eskiyen alıştığımız yol çatışmasına dayanan ve esasında 20’nci asra ilişkin meydana gelen muhalefet metotları yepyeni dönemde yetmeyebilir, eksik kalabilir.
Kapitalizm, yepyeni dönemde evrensel seviyede bir sürü yaratıcı olmaya mecbur; zira bir yandan evrensel düzenin yepyeni elitleri olacak, bir yandan da tüketim talepleriyle yepyeni ortada sınıflar. Böylesine karma karışık ortamda gençler tepkilerini eskiyen yollara dayanarak koymayı sürdürürlerse her seferinde başarısız olacaklar. Eskiyen bir eylemsel anarşist, hemen ise fikirsel anarşist meydana gelen bir abileri olarak gençlere bir tavsiyem olacak:
Yeni dönemde şayet etkin bir muhalefet inşa etmek istiyorsanız, yumurtaları bir kenara bırakın ve ek olarak yaratıcı birşeyler bulmak kafanızı çalıştırın. Zira yepyeni dönemde yol muhalefetinin, yaratıcı karşın çıkma (creative Okumaya devam et “YARATICI KARŞI ÇIKIŞ”